Koşu Yaşam Tarzım

Paris Maratonu için yıllar sonra yeniden Paris!

Paris Maratonu için yıllar sonra yeniden Paris!

Pandemi ve sonrasında uzunca bir dönem yurtdışına çıkmamış, yurtiçinde hem iş hem de tatil amaçlı gezilerim olmuştu. 2019 yılında gerçekleştirdiğim Sırbistan-Romanya bisiklet turundan sonra artık biten 10 yıllık pasaportumu da yenileyip yurtdışına çıkma zamanım gelmişti.

Hal böyle olunca 2023 yılı için birkaç planlama yaptım. Önce vize almak için bir Atina gezisi planladım. Vizeyi aldıktan sonra da aklıma iyice yeni bir “yurtdışı maraton koşma” fikri düştü. Aslında Berlin ve Amsterdam maratonları ilk sıradalardı ama biri eylül, diğeri ekim ayında olunca nisan ayında yapılacak Schneider Electric Marathon de Paris‘i hedefe aldım. Henüz kontenjanları da dolmamış olunca hemen kaydımı yapıp beklemeye başladım. Yarış için bir hedefim yoktu. Zaten sıkı bir antrenman sürecinde de olmadığım bir gerçekti. 4 saatin altında koşsam, 2010 yılında gördüğüm Paris’i tekrar görmek ve biraz hava değişikliği bana iyi gelecekti.

Paris Maratonu için seyahatimi de 7 gün olarak planladım. Böylece hem geniş geniş bir tatil yapacak, hem bu sürede kaldığım yerde çalışabilecek hem de şehri yeniden keşfetmek şansı bulacaktım. Uçak biletimi ayarladıktan sonra konaklama tercihimi de her zamanki gibi bir hostelden kullandım ve konumuyla ortamını fotoğraflardan beğendiğim 3 Ducks Boutique Hostel & Bar rezervasyonumu yaptırdım. Kahvaltının da dahil olduğu rezervasyon yaptığım hostele 7 gün için 400 Euro gibi ödeme yaptım ki konaklama ücretlerinin pahalı olduğu Paris için uygun bir fiyattı.

EĞLENCELİ BİR HOSTEL

Paris’te hostel seçimi yaparken uygun fiyatlı, temiz ve metroya yakın bir yer tercih ettim. Hostelworld üzerinden rezervasyon yaptığım “3 Ducks Boutique Hostel & Bar”, Fransızca’da “arrondissement” olarak anılan 20 bölgeden oluşan Paris’in 15’inci bölgesindeydi. 2010 yılında Paris’e ilk geldiğimde Eiffel’e çok yakın olan bir konumda, 16’ncı bölgede kalmıştık. O zamanlar henüz 15’nci bölge bu kadar gelişmiş miydi tam hatırlamıyorum ama pek çok yeni rezidans bu bölgede dikkatimi çekti.

Hostelim bu bölgede kolay ulaşılabilir bir konumdaydı ve hem hostel hem de akşamları gençlerin ve mahalle sakinlerinin sosyalleştiği bir bardı. Akşam belli bir saate kadar barın gürültüsü gelse de temiz, güvenli ve sakindi. Bar kısmında giriş yapıp, bahçesinden odalara ulaşılıyordu. 7 gün geçirdiğim bu hostel benim için iyi bir tercihti.

Maraton öncesinde Paris'in tarihi sokaklarında, Seine Nehri'nin kıyısında ve unutulmaz manzaralar eşliğinde ilk antrenman.
Maraton öncesinde Paris’in tarihi sokaklarında, Seine Nehri’nin kıyısında ve unutulmaz manzaralar eşliğinde ilk antrenman.

MARATON ÖNCESİ

Yedi günlük uzun bir seyahat planı yapınca Paris Maratonu öncesinde gezmeye ve maraton parkurunda ufak antrenmanlar yapmaya zamanım olacaktı. İlk gün varır varmaz eşyaları hostele bırakıp, biraz dinlendikten sonra kendimi dışarıya attım. Baharın ilk günlerinin yaşandığı Paris’te ılık bir hava vardı ve koşu için çok uygundu. Eiffel Kulesi’nin önünden geçtiğim kafama göre oluşturduğum bir parkurda yaptığım 11km’lik antrenman çok iyi gelmişti.

Paris Maratonu Fuarı
Paris Maratonu Fuarı

Daha önceki gelişimde Louvre Müzesi başta olmak üzere pek çok kültürel ve turistik yeri görmüştüm. Bu nedenle Paris’teki günlerimi daha çok sokaklarda kafama göre gezip, kafelerde oturup, Paris’teki arkadaşlarımla görüşüp rahat rahat zaman geçirmek üzere planlamıştım. Böyle de oldu. Öğlene kadar laptopta derginin işlerini halledip sonra da kendimi dışarıya attım. Yalnız bir hata yapmıştım. Tek çantayla seyahat ettiğim için Paris’e botla gelmiş, yanımda ise sadece koşu ayakkabılarımı getirmiştim. Botlar tabii uzun uzun gezdiğim ileriki günlerde benim için sorun oldu ve ayağımı vurdu. Böyle olunca maraton öncesinde ayağımın su toplaması hiç iyi olmadı.

Paris Maratonu için bir hedef sürem olmasa da en kötü 4 saatin altında koşarım düşüncesiyle başlangıç için 3.30 dalgasına kayıt olmuştum. Paris’te bolca zamanım olunca yarış kitimi ilk günden aldım. Zaten kitlerin dağıtıldığı Paris Expo Center hostelime iki kilometre gibi bir yürüme mesafesindeydi. Fuar da gayet düzenliydi. Girdiğim gibi numarama göre dağıtım yerini buldum, sonrasında da fuarı gezdim.

Evşen ve Tayfun ile pastane Boulangerie Laurent B'de güzel tatlılar bulunca doymak bilmedik.
Evşen ve Tayfun ile pastane Boulangerie Laurent B’de güzel tatlılar bulunca doymak bilmedik.

Yarışta Beat Crew koşu grubunda arkadaşlarım Evşen ile Tayfun’da koşacaklardı. Onlarla koşu öncesindeki gün buluşup biraz Paris’i dolaşmak için vaktimiz oldu. Paris’in sokaklarında gezinirken kendimizi yarış öncesinde biraz şımartalım istedik. Güzel bir kruvasan eşliğinde birer kahve içelim derken muhteşem kokular bizi Boulangerie Laurent B’in kapısına götürdü. Paris’in en seçkin lezzetlerini sunan ve geleneksel Fransız fırıncılığının zirvesini temsil eden Boulangerie Laurent B, ayak üstü taptaze çörekler, kruvasanlar ve tatlılarla dolu bir pastane ve özellikle, ünlü “pain au chocolat” ve “baguette” gibi klasik Fransız lezzetleri vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Montmartre bölgesinde bulunan pastanenin kökleri uzun yıllara dayanıyor ve adını, kurucusu ve baş fırıncı olan Laurent B’den alıyor. Laurent B, çıraklıktan başlayarak fırıncılık sanatını ustalıkla öğrenmiş ve kendi pastanesini açarak tutkusunu gerçekleştirmiştirmiş biri. Pastane oldukça popüler, eğer önündeki iki masadan birinde yer bulabilirseniz hem bu güzel lezzetleri tadabilir hem de sokağı izleyebilirsiniz.

Paris Maratonu 2023 - Yarış Parkuru
Paris Maratonu 2023 – Yarış Parkuru

PARİS MARATONU – YARIŞ RAPORU

Yarış sabahı hafif yağmur, soğuk ve yer yer rüzgârlı bir hava vardı. Evşen ve Tayfun ile yarış sabahı Charles de Gaulle Meydanı’nın ortasında bulunan Zafer Takı’na yakın bir metro çıkışında buluşup çanta bırakma noktasına gitmek için sözleşmiştik. Onlar yarışa benim bir dalga önümde 3.15 grubuyla başlayacaklardı. Çanta bırakma işlemi kolay olsa da start noktasına ulaşmak için biraz yolumuz vardı. Zamanında start noktasına varmak için jog atarak Şanzelize Bulvarı’na ulaştık.

Maratonun başlangıç noktası, Paris’in sembolik yerlerinden biri olan Champs-Élysées Caddesi idi. Erken saatlerde koşucular, maraton ruhunu yaşamak için caddeyi doldurmuştu. Heyecan, adrenalin ve coşku üst düzeydeydi. Koşucular ve izlemeye gelen coşkulu kalabalık arasında oluşan enerji dalgası muhteşem düzeydeydi.

Evşen ve Tayfun ile bu coşkulu kalabalık arasında start noktamıza doğru bir süre ilerledik. Beni 3.30 dalgasında bıraktıktan sonra 3.15’e doğru ilerlediler. Start saati geldiğinde başlangıç noktasından bir türlü geçemedik çünkü 52 bin kişilik bir insan seli vardı Şanzelize Bulvarı’nda. Dünyanın en popüler 10 maratonu içerisinde yer alan Paris Maratonu’ndan da start almamız birkaç dakika aldı. Yavaş yavaş yürüme modundan çıktık ve bulvarın sonuna varırken kalabalık bir grup halinde nihayet koşmaya başlamdık.

Parkur boyunca yerel halkın ve turistlerin tezahüratları da görülmeye değer.
Parkur boyunca yerel halkın ve turistlerin tezahüratları da görülmeye değer.

Parkur, şehrin tarihi ve turistik yerlerinden geçerek koşuculara eşsiz bir deneyim sunuyor. Eyfel Kulesi’nin gölgesinden, Notre Dame Katedrali’nin yanından, Louvre Müzesi’nin önünden geçerek, Paris’in zengin kültürel mirasını görmek mümkün. Tabii bakabilirseniz. Parkur boyunca yerel halkın ve turistlerin tezahüratları da görülmeye değer, koşuculara ekstra bir motivasyon kaynağı sağlıyor.

İlk başlarda 4.40-5.05 pace arası bir sürat yakalamış, yaşadığım heyecanla ayağımın su toplamasını unutmuştum. Paris’in turistlik bölgelerinden, sokaklarından geçtiğimiz ilk birkaç kilometrelerde şehrin koşuya ilgisi çok yüksek seviyedeydi. Zaten yurtdışında bir yarış koşmak istememin sebebi de koşuculara gösterilen bu ilgi ve değerdi. Maalesef İstanbul Maratonu başta olmak üzere Türkiye’deki pek çok yarışta koşucular olarak bir süre sonra yalnız kalıyoruz, bu da hiç güzel bir durum değil. Asıl böyle etkileşim içinde koşunca maratonlar güzel.

Koşu tempom öngörümün ötesindeydi. Ama hava soğuk, rüzgârlı ve zaman zaman yağmur yağdığı için sweatshirt’i giyme çıkarma esnasında istemesem de yarış tempom bozuluyor ve zaman kaybediyordum. Yine de 21km’yi 1 saat 45 dakika gibi bir sürede, 30km’yi ise 2 saat 35 dakikada geçmiştim. Bu süratimi koruyabileceğimi düşünerek 3 saat 30 dakika gibi bir sürede finiş vereceğim için içten içe sevinsemde olmadı. 30’ncu kilometreyle birlikte yavaşlamaya başlamıştım. Hem ayaklarım beni götürmüyor, hem de ayağımdaki su toplaması beni rahatsız ediyordu.

Yarış için yanıma üç tane elmalı bir tane de yarışın son 10 kilometrede tüketmek ve doğru patlayıcı bir güç olması umuduyla kahveli jel almıştım. Koşu boyunca jelleri ve dağıtım noktalarındaki gıdaları tükettim. Son kilometrelerde de kahveli jeli aldım fakat beklediğim süreye ulaşamadım ve yarışı 03:56:05’lik zamanla tamamladım. Aldığım bu sonuçla yarışa katılan 52 bin kişi arasında 22.443’üncü oldum ve en azından 4 saatin altında koştuğum için mutluydum.

Yarış boyunca hemen hemen her noktada insanları görmek, Paris’te yaşayan arkadaşım Özge’nin evine yakın bir noktadan geçen rotada oğluyla beni desteklemeye gelmesi iyi geldi. Yarış bahane oldu, ortamın şahaneliği karşısında gerçekten çok keyif aldım.

PARİS’TE SON GÜNLER

Yarış sonrası oldukça soğuk bir hava ve çiseleyen yağmur olunca kuru giysilerimi emanet noktasından alıp, biraz alandaki ikramlardan tattıktan sonra hostelin yolunu tuttum ve tüm gün dinlendim. Kendimi koşunun vermiş olduğu yıpratacı etki karşısında biraz toparlamış olsam da sabah boğaz ağrısı ve soğuk algınlığıyla uyandım, yarışta yediğim rüzgarlar beni hasta etmişti.

Paris’ten İstanbul’a dönmek için birkaç günüm daha vardı. Bu sürede Evşen ve Tayfun’la onlar dönmeden bir kere daha buluştuk. Daha sonraki günlerde de Paris’te yaşayan arkadaşlarım Özge ve Gökçe ile buluşma planları yapıp bir araya geldik. Her ikisini de yıllar sonra görmek iyi geldi.

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

You may also like

Gezi Yazılarım Kampçılık Türkiye Yaşam Tarzım

Yalova, Sudüşen Şelalesi gezimiz

Bahar geldi mi dereler, akarsular coşuyor. Yalova'da bulunan Sudüşen Şelalesi ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Yakınında kamp kurmaksa çok zevkli
Yaşam Tarzım Hobi

İlk geocaching kutumu Burgazada’ya sakladım

Adalar bana her zaman huzur vermiştir. Vapur ya da motor ile İstanbul’un stresli ortamından 30-45 dakika içerisinde izole bir yaşama